Uyanır uyanmaz bilgisayar başına geçtim diyebilirim aslında öncelikle TNT’de Monk’u izledim, birazdan da Lost başlayacak…Hazır reklamlar varken yazayım dedim.Ankara’ya geldim bu sabah saat 06.30 gibi…Ne kadar özlemişim, neredeyse 1yıl oldu gelmeyeli. (Sanırım olmuştur o kadar, çünkü en son ne zaman geldiğimi hatırlamıyorum…) AŞTİ’de indikten hemen sonra Ankaray’a geçiş yaptım.İki adet öğrenci bileti alayım dedim…İki öğrenci bileti dedim…”Adam da pasonuz var mı?” dedi.Ben de “1sn lütfen!”diyerekten çantamda paso avına çıktım.Hem öğrenci kimliğimi hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bana vermiş olduğu pasomu çıkarıp adamın gözüne gözüne soktum. Her neyse adam “Bu pasolar burada geçmez.” dedi…Sanırım öğrenci kartı alabilmek için sadece Ankara’da okumak gerekiyor, İstanbul ya da herhangi bir şehirde okuyan öğrenci, öğrenci sınıfına sokulmuyor, ilginç, çirkin, abes…Şaşırdığımı söyleyemem, zira her türlü şeyi beklerim ABB’den, diye düşünerek tam bilet aldım. Bak bak bak… Gelir gelmez bir uyuzluk oluştu içimde, zaten oldum olası sevmemişimdir Ankara’nın insanını…Adamın ne suçu var diyeceksiniz, haklısınız ne diyeyim… Kurunun yanında yaş da…
Herneyse ankaray’dan Kızılay’a kadar gittim ve sonrasında metroya geçiş yaptım…Metronun yerin üstüne çıktığı bölümlerde tam olarak huzur buldum diyebilirim… Sessiz, sakin…Büyük binalar yok, yer yer ağaçlar falan var.Ankara’da da ağaç mı var?, diyeceksiniz bu noktada da, varmış cidden az da olsa..Metroda da kimse yoktu neredeyse, birkaç kişi ve ben…
Metrodan indikten sonra otobüse bindim bir de… Yolculuk üstüne yolculuk…
Herneyse bizim otobüsün kalktığı yer değişmiş, yolun karşısından kalkıyormş artık, ben de alt geçitten geçtim. Normalde hiç uğraşmam ama bu sefer resmen alt geçitte uzun bir yürüyüş yaptım.
Otobüse bindim, zaten kısa bir mesafe gidecektim. Otobüs hareket ettikçe ta ben lisedeyken bitirilmesi planlanan metro çalışmalarında halâ bir değişiklik olmadığını gördüm ama şaşırmadım, zira blunduğumuz bölgeye hiçbir şey yapılmayacağı geçen yerel seçimlerde açıklanmıştı, ne yapalım herkes aynı kişiye ya da partiye oy verecek diye bir şey yok, siyasetin kirli oyunları sabah sabah birbir gözümün önüne serildi.Konuyu değiştirmiş gibi oldum değil mi, hemen bir U dönüşü yapayım: Otobüs güzergahını da değiştirmiş… Saf saf etrafıma bakındım, nerelere giriyor bu otobüs soruları kafamda olarak…
Kulağıma da kulaklık taktım tabi, müziksiz geçmez değil mi?
Ben de öyle düşünmüştüm, sonra zar zar telefonum çalmaya başladı, bana kalırsa geç kalmış bir telefondu…Annem nerede olduğumu merak etmiş, o sırada da teyzemlerin evinin önündeydi otobüs, söyledim rahatladı…
Yollar bomboştu ya müthiş bir şey..Etrafta insan yoktu ya, bu görüntüye aç kalmışım resmen…Ankara böyle miydi önceden de…
)
Durakta inip eve gittim, annem kahvaltı falan hazırlamış. Kahvaltı alışkanlığım da hiç yoktur, neyse kırmayım o kadar uğraşmış dedim ama nasıl midem bulandı anlatamam.Herneyse pek bir şey yiyemedim, hemen yatmak istediğimi söyledim (otobüste de uyumuştum ama) ve çok özlediğim yatağıma kavuşmuş oldum… Bir ara annem kaldırdı, bana mantı yapmış.
) Mantıya hayır denir mi hiç? Hemen kalktım tabi, yalnız annem de herhalde beni kıtlıktan çıktım falan sandı, tabağı nasıl doldurduysa artık, yarısına bile gelemeden tıkandım. Gerçi bu,tabağı gördüğüm anda zaten belli olmuştu, babamla birbirimize nasıl baktığımızı hiç anlatmayım.
Mantımı kısmen yedikten sonra tekrar yatayım dedim, yatış o yatış… Uyumayı bile özlemişim, zira Ankara’da uyumanın tadı da bir başka. Neyse şimdilik Ankara izlenimlerim bu kadar, bütün gün sadece uyuduğumu düşünürsek fazla bile diyebilirim. Zaten Lost da başladı… Ben televizyon başına geçiyorum ve şimdiden herkese kazasız, belasız, mutlu ve iyi bayramlar diliyorum.
Sevgiler.
Abraxas…
28.09.2008
